Ubuntu’da Kilitlenen Uygulamalar

Ubuntu kullanırken eğer kullandığınız uygulama kilitlenirse eliniz bir an ctrl + alt + delete tuşuna gidebilir. Ancak karşınıza Windows kullanırken aşina olduğunu görev yöneticisi -ki o da artık ctrl + shift + esc kısayolu ile oluyor- yerine oturum kapatma ekranı çıktığında ufak bir hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Kilitlenen uygulamanız için ise eğer hızlı bir bilgisayarınız da yoksa yeniden başlatmak eziyet gibi değil mi?

Ctrl + Alt + T

Başlıktaki klavye kısayolunu kullanarak terminali açın. Terminal ekranına xkill komutunu yazın. Fare imleciniz çarpı işaretine döndüğünde kilitlenen uygulamanızın üzerine tıklatın. Uygulama gitti, hepsi bu kadar :)

Komutu yazdıktan sonra çalışan uygulamanıza kıyamazsanız terminalde crtl + c kısayolunu kullanarak komutu iptal edebilirsiniz de tabii.

Ctrl + Alt + X

xkill-kisayolUbuntuda böyle bir kısayol yok aslında. Eğer çok sık xkill komutunu kullanacağınızı düşünüyorsanız komut için kısayol tuşu atayabilirsiniz. Sistem Ayarları – Klavye – Kısayollar menüsünden sol en alttaki Özel Kısayolları tıklayın. İsim kısmına istediğinizi yazabilirsiniz. Komut kısmına xkill yazarak Uygulayın. Daha sonra oluşturduğunuz kısayol seçiliyken kullanmak istediğiniz kısayol tuşlarına basın.

İlk VPS Deneyimi

Notlarımı bir günlüğe yazmaya karar verdiğim zaman altyapı ya da içerik yönetim sistemi olarak WordPress‘in alternatifi yoktu bana göre ama barındırma konusunda kararsızdım. WordPress için ya wordpress.com‘dan dertsiz tasasız hazır günlük açacaktım, ya müşteri temsilcileriyle yazışmayı göze alıp paylaşımlı bir barındırma çözümünü kullanacaktım ya da her şeyiyle kendim ilgileneceğim -çünkü merak bunu gerektirir- VPS (Virtual Private Server) kullanacaktım.

Bir şeyleri sürekli kurcalamak ve hatta bozmak pek size göre değilse wordpress.com muazzam bir servis ve ücretsiz olarak kullanabiliyorsunuz.

Neden VPS?

Cevabı, tamamen özgürlük. Çünkü sunucunun -kendi ellerinizle bozacak kadar- bütün kontrolü sizde. Tamam özgürlük güzel ama güvenlik meselesi ne olacak diye düşünebilirsiniz ancak burada amaç zaten biraz da hobi gibi bir şey. Diğer yandan kullandığınız yazılımlar (WordPress, Apache, nginx vs.) güncel olduğu ve yapılandırmalarını özellikle bozmadığınız (ne yaptığınızı biliyorsanız ve biraz linux deneyiminiz varsa yani) sürece güvenlik açığı olması zor.

Benim VPS tercihim DigitalOcean.com oldu. 5$ karşılığında SSD disk üstünde 20GB alan, 512MB ram ve 1TB trafik satın alabiliyorsunuz. Satın aldıktan yaklaşık 1 dakika sonra sunucunuz sizin için hazırlanmış oluyor. Bu aşamadan sonrası asıl eğlenceli olan kısım.

Droplet.

DigitalOcean‘da oluşturulan VPS sunucularına droplet (damlacık demek, şirket isminde bulunan okyanus kelimesinden geliyor) deniyor ancak bildiğimiz sunuculardan tek farkı adı :). Buradan (ingilizce ama gayet anlaşılabilir) ilk damlacığınızı oluşturma konusunda yardım alabilirsiniz. Damlacık oluştururken iki alternatifiniz var; ya saf işletim sistemi kurduracak, uygulamalarınızı kendiniz yapılandıracaksınız ya da eğer isterseniz kullanacağınız uygulamaların önceden hazırlandığı ve yapılandırıldığı imaj dosyalarını kullanacaksınız. Ben ilk olarak saf Ubuntu kurmuştum ama sürekli bozup yeniden LAMP (Linux, Apache, MySQL, PHP) kurmaktan illallah ettiğim için Ubuntu üzerinde LAMP kurulmuş imajı kullanıyorum. Aynı şekilde WordPress’in otomatik olarak kurulduğu bir imaj da bulunuyor. Kolay gelsin :)

Merhaba!

Merhaba.

Burak ben. 29 yaşındayım, 2 yıllık bilgisayar programcılığı, usülen 4 yıllık kamu yönetimi mezunuyum.

Yaptığım iş gereği sürekli yeni şeyler öğrenmek -ki bundan hiç şikayetçi değilim, bildiklerimizin hep aynı kalması kadar sıkıcı bir şey daha var mı?- ve değişen koşullara ayak uydurmak zorundayım -hangimiz değiliz-. ‘Söz uçar, yazı kalır’ sözünden hareketle olan bitenleri not edeyim, unuttuklarımı aramak zorunda kalmayayım diye buraya karalıyorum.

Şimdilik bu kadar, hoşçakalın…