Menu

/home/burak

günlük şeysi…

WordPress’in Yeni Editörü

Sürekli yeni şeyleri deneme merakım yüzünden günlükte WordPress’in yeni özelliklerinin ilk olarak kullanıcılara sunulduğu gecelik sürümünü kullanıyorum. Güvenlik ve kullanım açısından pek stabil olmasa da kullandığınız zaman en yeni özellikleri ilk siz görebiliyor aynı zamanda test ederek olası sorunlarını da görebiliyorsunuz. Şu anda kararlı sürümden farklı olarak ben MP6 eklentisini yüklemeden yeni yönetim paneli arayüzünü kullanabiliyorum örneğin.

Yazıda bahsedeceğim ise gün geçtikçe yaygınlaşmaya başlayan günlüğünüz üzerinden yazılarınızı düzenleyebileceğiniz yeni bir editör deneyimi.

Gerekli eklentiyi buradan indirerek siz de güncelleme ile yayınlanmasını beklemeden test edebilirsiniz.

wordpress-beta-front-end-editorEklentiyi etkinleştirdikten sonra yönetim panelinizden yazılara girip düzenlemeye tıklamayın, çünkü o şekilde yeni editöre giremiyorsunuz. Sitenize giriş yaptıktan sonra eğer temanız destekliyorsa üst taraftaki araç çubuğunda bulunan ‘yazıyı düzenle’ linkinden ya da yazılarınızda bulunan düzenleme linkinden yeni editörü etkinleştirebilirsiniz. Düzenleme etkinleştiğinde sitenizde bir değişiklik olmadan tıpkı sitenizde yazınızı okur gibi yazmaya başlayın.  Sağ üst tarafta araç biçimlendirme yapacağınız araç çubuğu (daha fazla seçenek için çubuğun sonundaki butona tıklayın), sayfanın en altında da kategori, etiket, fotoğraf ve link (henüz çalışmıyor) ekleyebileceğiniz araç çubuğu çıkacak. Henüz tamamen eski editörün bütün yeteneklerine sahip değil ancak gelecek güncellemelerde düzelecektir muhakkak.

Nihayet Tablolar!

WordPress'in yeni editörüne nihayet tablo ekleme seçeneği gelmiş, -1 eklenti :)

WordPress’in yeni editörüne nihayet tablo ekleme seçeneği gelmiş, -1 eklenti :)

WordPress standart editörünün belki de en büyük eksikliği olan tablolar nihayet bu yeni editörde eklentisiz bir şekilde kullanılabiliyor ama yönetim panelindeki editörde şimdilik tablolarla ilgili bir buton yok.

Yayınla!

wordpress-beta-editor-post-updateSanırım en hoşuma giden kısım bu oldu. Varolan bir yazınızı günceller ya da taslağınızı yayınlarsanız ekran bir anda kararıveriyor ve yazınızın yayınlandığını bildiren onay işareti beliriyor. Daha sonra ister yazınızı düzenlemeye devam edebilir, isterseniz de düzenleme modundan çıkıp yazınızı ve sitenizi görüntüleyebilirsiniz.

İlk VPS Deneyimi

Deneyimlerimi günlüğe yazmaya karar verdiğim zaman altyapı ya da içerik yönetim sistemi olarak WordPress‘in alternatifi yoktu bana göre ama barındırma konusunda kararsızdım. WordPress için ya wordpress.com‘dan dertsiz tasasız hazır günlük açacaktım, ya müşteri temsilcileriyle yazışmayı göze alıp paylaşımlı bir barındırma çözümünü kullanacaktım ya da her şeyiyle kendim ilgileneceğim -çünkü merak bunu gerektirir- VPS (Virtual Private Server) kullanacaktım.

Bir şeyleri sürekli kurcalamak ve hatta bozmak pek size göre değilse wordpress.com muazzam bir servis ve tabi ki ücretsiz olarak kullanabiliyorsunuz. Yok, eğer siz de benim gibi bazı şeyleri kurcalamaktan -hatta bozmaktan- çekinmiyorsanız ve bütçeniz de elveriyorsa ikinci seçeneğe hiç bulaşmadan üçüncü seçeneği kullanmalısınız.

Neden VPS?

Cevabı, tamamen özgürlük. Çünkü sunucunun -kendi ellerinizle bozacak kadar- bütün kontrolü sizde. Burada akla gelen ilk sorun sunucunun güvenliği ancak ne yaptığınızı biliyorsanız ve biraz linux deneyiminiz varsa güvenlik konusunda fazla endişeniz olmasın. Benim VPS tercihim DigitalOcean.com oldu. 5$ karşılığında SSD disk üstünde 20GB alan, 512MB ram ve 1TB trafik satın alabiliyorsunuz. Satın aldıktan yaklaşık 1 dakika sonra sunucunuz sizin için hazırlanmış oluyor. Bu aşamadan sonrası asıl eğlenceli olan kısım.

Droplet.

DigitalOcean‘da oluşturulan VPS sunucularına droplet (damlacık demek, şirket isminde bulunan okyanus kelimesinden geliyor) deniyor ancak bildiğimiz sunuculardan tek farkı adı :). Buradan (ingilizce ama gayet anlaşılabilir) ilk damlacığınızı oluşturma konusunda yardım alabilirsiniz. Damlacık oluştururken iki alternatifiniz var; ya saf işletim sistemi kurduracak, uygulamalarınızı kendiniz yapılandıracaksınız ya da eğer isterseniz kullanacağınız uygulamaların önceden hazırlandığı ve yapılandırıldığı imaj dosyalarını kullanacaksınız. Ben ilk olarak saf Ubuntu kurmuştum ama sürekli bozup yeniden LAMP (Linux, Apache, MySQL, PHP) kurmaktan illallah ettiğim için Ubuntu üzerinde LAMP kurulmuş imajı kullanıyorum. Aynı şekilde WordPress’in otomatik olarak kurulduğu bir imaj da bulunuyor.